Türkiye, 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan edilmesinden sonra tren yolları şebekesini genişletmeye başlamıştır. 10 yıldan daha kısa bir sürede toplam şebeke üç katına çıkarılmıştır. 1950’den sonra yatırımlar kademeli olarak azalmıştır. Bu tarihten sonra ulaşım ve nakliye işleri karayollarına eklenmiştir. Bu da kaçınılmaz trafik sıkışıklığına, kazalara, can ve mal kayıplarına yol açmıştır. Mevcut yollara ve karayollarına yeni ekler yapılmış ve daha çok araç trafiğe çıkmaya başlamıştır.1980 ve 1990’larda otoyollar inşa edilmiştir.

Türkiye’de demiryolunun kulanılması yol ulaşımında kullanılan yakıt düşünüldüğünde yaklaşık dört kat daha etkindir. Bunun yanısıra demiryollarının daha güvenli olduğu gerçeği de göz önünde bulundurulmalıdır. Tren kazaları yol kazalarından çok daha azdır. 1990’nın sonlarına doğru Türkiye bu gerçeği göz önünde bulundurarak demiryollarına yatırım yapmaya başladı.

1999 da, Alter Uluslararası’na Türkiye Devlet Demiryolları, Limanlar ve Havaalanları Genel Müdürlüğü (DLH) tarafından, Samsun-İskenderun Demiryolu için Sözleşme verilmiştir. Bu Anadolu’yu kuzeyden güneye geçen, Karadeniz ile Akdeniz’i birleştiren tek bir lottaki en uzun rota olmuştur (1000 km).

Dar Ray Sistemleri ve Banliyö Trenleri

Dar ray sistemleri ve banliyö trenleri işletmeleri kentsel taşımacılıkta uzun zamandır hakettiği pozisyonu kazanarak başladı ve biz yetenklerimizi bu yönde geliştirmeyi planlıyoruz.